Alg Lambaları

0
1101

Algler (yosun), biraz gün ışığı, biraz su ve biraz da karbodiositle aydınlanabilirmiyiz?

Nanoteknoloji sürdürülebilir enerji üretiminin geleceği için ne anlama geliyor olabilir?

Azalan fosil yakıt rezervlerine çözüm olabilecek yeşil enerji olarakta adlandırılan, sürdülebilir alternatif enerji kaynakları üzerinde birçok çalışmalar yapılıyor. İnsanoğlunun artan enerji talebine ve fosil yakıtlara bağımlılığına tek bir ürünün kesin bir çözüm olması imkansızdır. Gelecekteki enerji ihtiyacımız çeşitli kaynaklar tarafından sağlanacak olsa da öncelikli tercihimiz çevremizdeki doğal enerji kaynaklarını kullanmak olmalıdır.

latro lamp

Nanoteknoloji alanındaki verimli enerji üretimi ile ilgili gelişmeler, örneğin led teknolojisindeki gelişme bitki ve yosunlar gibi küçük ölçekli, doğal enerji kaynaklarını  enerji üretimi için cazip kaynaklar haline getirmektedir. Bu alandaki gelişmeler sadece ekonomik olarak çekici olmakla kalmayıp insanlık, doğa ve teknoloji arasında yeni bir ortak yaşam oluşumunda öncülük edecektir.

Algler ağırlıklarının yarısı kadar lipid (yağ) içerdikleri için uzun süredir süper yakıt olarak gösterilmektedir. Bilim adamları petrol yerine kullanılabilecek daha verimli ve daha çevreci bir yakıt oluşturma çabalarında, biyodizel üretimi için önemli bir madde olarak yıllardır bu yağı incelemektedirler. Ancak algler tarafından emilen güneş enerjisinin neredeyse dörtte üçü  biyoyakıt yapmak için kullanılan şeker veya nişasta haline dönüşmeden önce kaybolmaktaydı.

2010 yılında Yansei ve Stanford Üniversitesi’nden bilim adamları, alglerin fotosentez yapan hücreleri olan kloroplastlara 30-nanometre genişliğinde altın elektrotlar yerleştirebilecekleri bir teknik geliştirdiler. Böylece fotosentez sırasında alglerden oluşan küçük elektrik akımı ortaya çıkarıldı.

İşte tüm bu aşamalardan sonra Hollandalı tasarımcı Mike Thompson Stanford ve Yansei Üniversiteleri’nin alglerden enerji üretimi üzerine yaptıkları bilimsel araştırmaların sonuçlarından yararlanarak Latro lambasını tasarladı. Latincede hırsız anlamına gelen Latro’nun tasarımcısı Mike Tohmpson.  Su eklemeyi ve oksijeni dışarı salmayı sağlayan bir imbiği, içine üflenecek nefes yoluyla karbondioksit verilmesini sağlayan bir sapı olan konik bir kavanoz oluşturdu. Yosun, karbondioksit (CO2), su ve güneş ışığı kaynağına ihtiyaç duyan bu lambaya eklenen bir pil güneşten elde edilen enerjiyi depolayarak, lambayı gece kullanmaya uygun hale getiriyor.

Ancak henüz geliştirilmeye ihtiyacı olan bu sistemin bazı zorlukları mevcut. Örneğin kullanılan elektrotlar sadece 30 nanometre çapında. Ve her hücrede 1,2 picoamper enerji üretebilme kapasitesine sahiptir. Anlamlı miktarda bir enerji üretilebilmesi için çok sayıda elektrot kullanmak gerekmekte ve bu da maliyeti arttırmaktadır. Ayrıca yosunların  ürettiği enerji yaşayabilmeleri için gereken asgari enerjinin altına düşebiliyor. İşte o anda ölmemeleri için hasat edilen enerjinin belli bir kritik eşikte kesilmesini sağlayacak bir anahtar kullanmak gerekmektedir. Yani yosunları aynı bir ev hayvanı besler gibi beslemek ve bakmak gerekmektedir.

Mike Thompson gibi Fransız biyokimyacı Pierre Calleja’da algler tarafından desteklenen ve atmosferden karbondioksit emen, bir sokak lambası icat etti. Mikroalglerin yanısıra bir pil içeren tüp şeklindeki sokak lambası bu. Gündüz boyunca alglerin karbondioksit ve güneş ışığını kullanarak yaptığı fotosentez ile pillerini şarj ediyor.

Pierre Calleja’nın lambasının bir tanesi bir yılda atmosferden 1 ton karbondioksit emmektedir. Bu miktar ortalama bir ağacın 150 yıllık ömrü boyunca atmosferden emdiği karbondioksite eşdeğer. Prototipleri test aşamasında olan bu sokak lambalarının maliyetilerinin düşürülebilmesi için biraz daha çalışmak gerekiyor. 2009 yılında kendi şirketi Fermentalg’i kuran Pierre Calleja Aralık 2012’de şirketinin yosun kaynaklı biyoyakıt veya algofuel olarak bilinen üçüncü nesil mikroalg biyoyakıt ile standart bir arabanın motorunu hiçbir değişiklik yapılmaya ihtiyaç duymadan çalıştırabildiğini açıkladı.

Alternatif enerji için yapılan bu çalışmalar şimdilik bizleri sadece hayret ettiriyor. Ancak gelecekte yaşantımızın doğal bir parçası haline gelecek gibi duruyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here