Truva Harabelerinin Bulunma Hikayesi

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Star InactiveStar InactiveStar InactiveStar InactiveStar Inactive
 

 


Küçük bir Alman çocuğu, Heinrich Schliemann 7 yaşındayken babasından dinlediği masalları, yine babasının ona noel hediyesi olarak aldığı Jerrer'in "Resimli Dünya Tarihi" adlı kitabı hiç ama hiç unutmadı. Daha 7 yaşındayken babasını güldüren büyüyünce Troya'yı ve kralın hazinesini bulma hayallerinin ömrü boyunca peşinden gitti. On yaşındayken bu kez o babasına yine noel hediyesi olarak Troya savaşının belli başlı olayları ile Odysseus'la Agamemnon'un serüvenleri üzerine yazdığı yazıyı verdi.


Yoksul papazın oğlu Schliemann 14 yaşında okulu bırakıp önce bakkal çırağı oldu. Daha sonra miço oldu ve gemisi battı, bir büroda ayak işlerine baktı, bu arada tam sekiz dil öğrendi ve bir satıcı oldu. Paraya olan tutkusu onu hızlı bir şekilde zengin bir tüccar haline getirdi.Ancak Homeros aklından hiç çıkmadı. O tarihlerde herkes Homeros'u hayal gücü gelişmiş bir saz ozanı olarak tanıyorken ve hatta onun gerçekte varlığından bile şüphe duyuyorken, o Homeros'un yazdıklarının tamamen gerçek olduğuna inanıyordu. O artık Homeros'un İlyadasını neredeyse satır satır okumuş ve ezberlemiş milyoner bir amatör arkeologdu.


Artık sıra çocukluk hayalini gerçekleştirmeye, Troya'yı ve kralın hazinelerini bulmaya gelmişti. Herkesin İlyada'da sözü geçen bir çift pınar dolayısıyla Pınarbaşında olduğunu sandığı Troyayı görmek için buraya geldi.Ancak artık ezbere bildiği İlyada'da tarif edilen yerin burası olmadığını neredeyse ilk bakışta anladı. Burada çok sayıda pınar olması ve denizden çok uzak olması onu buradan uzaklaştırdı. Oysa Pınarbaşı'ndan iki saat kuzeyde, deniz kıyısından yalnız bir saat uzaklıktaki Hisarlık ona göre Troya'nın (İlios) gerçek yeriydi. Aslında aynı görüşteki Frank calvert' Hisarlık tepesinin bir bölümünü satın almış, bir villa yaptırmış ve birkaç kazı da yapmıştı. Ancak bir sonuç elde edememişti.

Schliemann Yunanlı genç eşi ile birlikte 1870 yılında 100 kişiye yakın bir ekip kurarak kazılara başladı. 2 yıl içinde tepeyi kat kat kazarak üst üste yerleşmiş tam 9 adet şehir kalıntısı buldu. En alttaki kat en eski kattı ve tarih öncesinden kalma bu şehrin üstündeki ikinci ve üçüncü katın Homeros'un troya'sı olduğu kanaatine vardı. Ünü artık bütün dünyaya yayılmıştı. 1875 yılında 28 metre derinlikteriamos'un sarayı olarak nitelendirdiği yerde bir altın parçası görünce tüm işçileri bir bahane ile uzaklaştırdı ve Yunanlı karısı ile birlikte çıkardıkları paha biçilmez hazineleri karısının şalına doldurarak ilerideki tahta kulübeye götürdü. Schliemann Priamos'un hazinesini bulduğuna inanıyordu. Oysa Homeros'un Troya sandığı gibi ikinci ve üçüncü katta değil aslında alttan altıncı kattaydı ve bulduğu hazinede Priamos'tan bin yıl önce yaşamış olan eski bir krala aitti.


Bulduğu 9000 parça değerli eserle  karısının memleketi olan Atina'ya kaçtı. Yunanlı karısına bulduğu hazinelerin bir kısmını taktırarak resim çektirmesi büyük tepki topladı.


Kimilerince Arkeolojinin babası sayılan Schliemann, kimilerince ise özensiz kazıları, kazdığı alanlarda yaptığı tahribatlar  ve buluntuları adeta bir hırsız gibi yurtdışına çıkarması nedeni ile bir hazine avcısı olarak nitelendirilmiştir.