Sınav mı, İşkence mi?

Kullanıcı Oyu: 1 / 5

Star ActiveStar InactiveStar InactiveStar InactiveStar Inactive
 

 

 

Günümüzde, özellikle ülkemizde eğitimin her aşamasında yaşanan sınav stresi hem öğrencileri, hem de ailelerini bezdiriyor. Ama beterin, beteri vardır derler ya; Antik Çin'de devlet dairelerinde çalışabilmek için yapılan imparatorluk sınavları herhalde dönemin öğrencileri için işkenceden beterdi.

 

Çin İmparatorluğu'nda devlet bürokrasisinde çalışacak adayları seçmek için İmparatorluk Sınavları adında bir sivil hizmet sınavı sistemi kurulmuştu. Bu sistemle sınavda başarılı olan herkes, ailesine onur ve zenginlik getiren memur olabiliyordu.  Bu sistem, muhtemelen MÖ 165'te uygulanmaya başlandı. Bu sınav için devlet memurluklarına alınacak bazı adayların ahlaki mükemmeliyetlerinin imparatorca tespiti için başkente çağrılmışlardır. Sistem, daha sonraki yüzyıllarda gelişerek nihayet devlette çalışmak isteyen herkesi kapsar bir sınav sistemi olmuş, 1905 yılında kaldırılasıya kadar adaylar yazılı sınavda bu mevkiye layık olduklarını göstermek durumunda kalmışlardır.

Sınavlarda teknik bilgilerden daha çok klasikler, edebiyat bilgileri, konfiçyusçuluk tarzı sorular soruluyor, ortak dil, ortak kültür konusunda bilgiler sınanıyordu. Ayrıca okçuluk ve binicilik sınavları da vardı. Bu ortak kültür yüzyıllar boyunca imparatorluğu  birleştirmek için yardımcı olmuş, sınavlar için alınan eğitim de sınav da ister başarılı olunsun ister olunmasın imparatorluk kurallarının halk tarafından öğrenilip, uygulanmasına ve meşruiyet kazanmasına neden olmuştur.

Sınavlar ilçe, il ve metropolitan düzeyinde uygulanan testlerden oluşuyordu. Her düzey için sıkı kontenjanlar vardı.Örneğin, metopolitan sınavlarını yalnızca üç yüz öğrenci geçebilirdi.  Öğrenciler genellikle ilk denemelerinde sınav kazanamazlardı.

 Giriş seviyesi sınavları erken ergenlik yaşındaki eğitimli bireyler için her yıl düzenlenen sınavlardı. Yerel olarak yapılmaktaydı ve topluca Haizi kǎoshì olarak adlandırılırdı (孩子考試, "çocuk sınavı"). Haizi kǎoshì hiyerarşik olarak Gai Xian kǎoshì (縣考試, "ilçe sınavı") Xian kǎoshì (府府試, "valilik sınavı" ) ve Yuanshi (院試, "üniversite sınavı") olarak sınıflandırılıyordu.

 Taşra sınavları: Xiangshi (鄉試, "ilçe sınavı"), taşra başkentlerinde her üç yılda bir düzenlenirdi.

 Metropolitan sınavları: Huishi (會試, "konferans sınavı"), ulusal başkentte her üç bir düzenlenirdi.

 Saray sınavları: Dianshi (殿試, "Mahkeme sınavı"), İmparatorluk sarayında her üç yılda bir düzenlenirdi ve  genellikle imparatorun kendisi tarafından denetlenirdi.

Sınav şartları ise tam bir işkenceyi andırıyordu:

Adaylar sınavlara bir sürahi su, kendine ait bir lazımlık, bir yatak, kendi hazırladığı yiyecekler, mürekkep , mürekkep taşı ve fırçalar ile katılabiliyorlardı. Sınav kesintisiz olarak üç gün iki gece sürüyor, sınav esnasında adaylar bir odada izole ediliyorlar ve kimseyle görüştürülmüyorlardı. Sınav girişinde gardiyanlar öğrencinin üzerinde gizlediği herhangi bir yazılı materyal olup olmadığını kontrol ederler, kimliklerini doğrularlardı.

Eğer sınav sırasında bir aday ölürse,  yetkililer cesedi bir hasırla vücudunu sarıp  yüksek duvarların üzerinden atarlardı.

Sınavlarda hile , yolsuzluk ve kayırmaları önlemek için bir çok önlem alınırdı. Örneğin adayın el yazısından tanınıp kayırılmasını önlemek için verdiği kağıt resmi yazıcılar tarafından kopyalanır ve değerlendirmey bu kopya gönderilirdi.

Adaylar sınavlara katılmak için yıllarca hazırlanırlardı. Bu hazırlık aşamasında bazen tüm aile ve hatta bütün köyün serveti harcanabiliyordu. Adayların üzerinde öyle bir kazanma baskısı vardı ki bazen hazırlık aşamasında deliriyorlar, bazen de başarılı olamadıklarında kendilerini öldürüyorlardı.  
 


Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile